Bu Ağustos ayının ortalarında, onlarca olumsuz gelişmenin ardından yayınlanan bir fragman birçok kişiyi sevindirdi. Türk mitolojisini konu alan ilk proje olan “Kızıl Çağ” dizisinin fragmanı binlerce kişiyi heyecanlandırdı. Dizinin fragmanı üzerine onlarca yorum yapıldı, yapımın beklentileri karşılayıp karşılamayacağı tartışıldı.
Öncelikle şunu söylemeliyim: Nihayet… Sonunda farklı bir fikir ortaya atılıp farklı bir dizi projesinin yapımına karar verilmiş. Hele bu dizinin Türk mitolojisini konu alacak olması çok daha güzel. Ne yazık ki Türkiye’de Türk mitolojisiyle ilgili hiçbir dizi veya film çekilmedi.
Türkiye’de her yıl onlarca dizi çekiliyor, yayına başlıyor. Çoğu birkaç bölüm sonra yayından kalkıyor bu dizilerin. Dizilerin neden yayından kalktığı üzerinde fazla düşünmeye gerek yok. Çünkü bütün diziler birbirine benziyor. Hele şu hepsi birbirinin tıpatıp aynısı olan CEO’lu, holding’li saçma sapan yaz dizileri…
Son yılların Türk dizileri birkaç kategori içinde sınıflandırılabilir: Aşk meşk dizileri, mafya dizileri, töre dizileri, “gerçek olaylardan esinlenilmiş” psikolojik dram dizileri, hamasi “tarih” (!) dizileri vs. Ortalama kaliteye sahip komedi dizilerine bile rastlanmıyor artık. Türk dizisi denince maalesef akla hep abuk sabuk diziler geliyor.
Netflix, Blu TV, Exxen vb. gibi yeni yeni meşhur olan platformlarda yayınlanan diziler konsept bakımından TV’de yayınlanan içerik yoksunu dizilerden daha iyi olsa da, eninde sonunda onlar da çuvallıyor.
Diyeceğim şu ki, Türkiye’de çok dizi yapılıyor, bu dizilerin çoğu birbirine benziyor ve neredeyse %90’ı saçma sapan içeriğe sahip. Hafif bir kalite içeren diziler de, hepsi birbirine benzeyen garabetleri izlemeye alışmış olan -en iyi ihtimalle- ortalama zekalı izleyiciye kendini izletemiyor. Bu diziler de böylece kısa süre sonra yayından kalkmış oluyorlar.
Bilim kurgu, fantazya, tarih (gerçek anlamda), tarihsel kurgu gibi alanları zaten anmaya bile gerek yok, çünkü yoklar.
Çok büyük bir rezalet daha var, bu hem dizi hem de sinema sektörünün ayıbı. En geniş anlamda Türk mitolojisini konu alan bir tek yapım bile yok. Belirtmeden geçemeyeceğim, yaklaşık on yıl önce Türk folklorundan ve mitolojisinden öğeler içeren çok kaliteli birkaç çizgi dizi yapıldı ama onlardan başka zaman, başka bir yazıda uzun uzun bahsederim. Kısacası Türk mitolojisiyle ilgili bir dizi veya film hiç yapılmadı.
“Mitolojik öğeler içeren bazı filmler yapıldı” diye itiraz eden olabilir. Doğrudur Tarkan serisi var, 50 yıl önce çekilen… Onun dışında ne var? Bol bağırmalı, saçma, korkunç olmaktan öte iğrenç olan cin filmleri var. Ben bu tür filmlerden herhangi birini izlemedim, izlemeye de niyetim yok. O yüzden içerikleri hakkında geniş bilgi sahibi değilim. İzlemeye niyetim yok diyorum, öyle şeylere inandığımdan değil, söz konusu filmlerin iğrenç görüntü ve yüksek gürültüyle insanlarda psikolojik travmaya sebep olmasından dolayı. Böyle travmaların örneklerini çok duydum ve gördüm.
Konuyu fazla dağıtmadan Kızıl Çağ’a dönüyorum. Kısacık fragmandan ve dizinin websitesindeki bilgilerden neye benzeyeceğine dair fikir edinmek mümkün.
Dizinin Türk mitolojisinden öğeler içerdiği görülüyor. Ama bu dizinin Türk mitolojisini konu alacağı anlamına gelmiyor. Çünkü websitesinde yazanlara göre işin içinde Mu kıtası da var, hatta dizinin adı önceden MU olacamış da sonradan vazgeçmişler. Onun dışında Türk mitolojisine özgü olmayan birçok başka kurgu öğeleri de içerdiği görülüyor.
Diziyi “Türk mitolojisini konu alan ilk dizi” değil de “Türk mitolojisinden öğeler içeren bir dizi”, hatta “ilk dizi” olarak tanımlamak bence daha doğru.
Türk mitolojisini konu alan bir dizi nasıl olur? Örnek vermek gerekirse, Altay Türklerine ait, dünyanın sonunu anlatan Kalgançı Çak adlı eskatolojik mit, Altay Türklerinin anlatılarından pek uzaklaşmadan dizi yapılırsa bu dizi Türk mitolojisini konu alan bir dizi olur. Ancak senaristler bunu başka kurgu öğeleri katarak değiştirirlerse bu Türk mitolojisinden öğeler içeren bir dizi olur.
Diziye dair ilk fikir 2018’de ortaya atılmış. Ben dizideki karakterlerin giyimleri konusunda ve daha genel anlamlarda Cermen tarihi ve mitolojisini harmanlayan tarihsel fantazya olarak tanımlayabileceğim The Barbarians ve Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski’nin eserinden uyarlanmış fantastik dizi The Witcher‘dan ilham alındığını sezdim. Karakterlerden birini de Game of Thrones‘taki Dothraki’lere benzettim.
Uzun lafın kısası, böyle bir dizinin yapılmasını gayet olumlu buluyorum. Dizi iyi ya da kötü olabilir ama sonunda Türk mitolojisi konusuna el atılmış olması bile yeter. Umarım Türk mitolojisini konu alan daha bir sürü dizi ve film çekilir, bu başlangıçtan sonra benzeri yapımların devamı gelir.
Bu yazı ilk olarak 26 Ağustos 2021 tarihinde Kiryallinen’de yayınlandı.