Keşan Gözlemleri | İşler&Günler

/

Keşan’a gelir gelmez ilk durağımız her zaman Şapçı döviz bürosudur. Daha doğrusu Şapçı döviz bürosuydu. Bu kez geldiğimizde ne yazık ki kapandığını gördük. Açıkçası üzüldüm. İlginç özelliklerimden biridir, ne zaman böyle sıkça ziyaret ettiğim bir yer kepenklerini indirse, şok alışveriş yaptığım bir market veya başka bir dükkan kapansa üzülürüm. Bazıları soruyor, “Cidden üzülüyor musun” diye. Evet, cidden üzülüyorum. Oldukça garip bir özellik olduğunun da farkındayım.

***

Keşan’a gitme nedenim Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Tarih Bölümü güz dönemi dönem sonu sınavları. Yunanistan’da tarih okuyamayacağımı ve mevcut durumda Türkiye’de uzun süreli kalamayacağımı anlayınca açıktan okumaya karar verdim.

***

Döviz bürosunun kapalı olduğunu görünce mecburen bir bankaya gittik. İşlek bir banka. Ancak kendilerine bir eleştiri yönelteceğim. Bankaya her çeşit insan elini kolunu sallaya sallaya girebiliyor. Girişte hiçbir kontrol yok. Böyle şeylere dikkat edilmesi gerek. Zaten bankada gördüğüm bir tip de  beni epey endişelendirdi. Uzun cihatçı sakallı ve ceketi kabarık duran bir tip. Canlı bomba olma olasılıklarının önemli bir kısmı şahısta mevcuttu. Kafamda sürekli buna benzer felaket senaryoları kururum. O sırada da eğer bu kişi gerçekten bir canlı bombaysa bankadan en hızlı hangi şekilde kurtulmayı başarabilirim diye dakikalarca fikir yürüttüm. Ben böyle fikir yürütürken Arapça konuşan iki kişi bana bir şey sormaya çalıştı. Sadece “passport” sözcüğünü anladım. Daha sonra bir başkasına aynı soruyu yönelttiler ve biraz iletişim kurmayı başardılar. Görevlilerle konuştular ve pasaportlarını gösterdiler. Irak pasaportuydu. Neyse, en azından kaçak değillerdi.

***

Sınava girerken kimliğimi ve giriş belgemi gösterdiğim görevli muhtemelen İngilizce bilmiyordu, kimlikte adımı aradı durdu. Yardımcı olmak için adımın nerede yazdığını göstermek istedim, adımın yazdığı yeri göstererek “adım burada yazıyor” dedim, hemen kimliğimi geri çekerek “Gördüm” dedi kaşları çatık bir vaziyette. Kısa boylu kara kuru bir şeydi.

***

Sokakta geçerken yaşlıca bir kadın yanındaki kişiye şöyle dedi: “Herkes yaşacak, bir gün dıngılcak”. Bu cümlenin ardından konuşmaya devam etseydi Schopenhauer’in ve saha nice filozofun felsefesini özetlemiş olacaktı.

***

Demografiyle ilgili iki şey dikkatimi çekti. Sarı saçlı mavi gözlü insanların sayısında bir artış var. Geçtiğimiz hafta bir arkadaşım da aynı şeye dikkat etmiş. Bunun yanı sıra çok sayıda Mezopotamya-Zagros fenotipinde insana rastladım. Güney Asya fenotipine sahip yerli Roman nüfusun aksine bu insanların doğulu olduğunu anladım. Belli ki Keşan doğudan göç almış. Roman nüfusta bir azalma ya da artış fark etmedim.

***

Dikkatimi çeken şeylerden biri de gördüğüm şalvarlı cübbeli mürteciler oldu. Meşhur Cübbeli Ahmet’e benzeyen çember sakallı, cübbeli, şalvarlı tipler Keşan sokaklarında dolanıyor. Muhtemelen çocuk istismarı vakalarıyla meşhur İsmailağa tarikatının üyesi olan bu mürteciler Trakya’da görmek gerçekten oldukça rahatsız edici.

***

Keşan’a her gelişimde beni mutlu eden şeylerden biri de burada tip olarak bana benzeyen nispeten daha fazla insan olması. Gümülcine’deki Yunanların çoğu Anadolu kökenli ve bu yüzden esmerdir. Gümülcine’de bizim Türklerin ortalaması Yunanların ortalamasına göre çok daha beyaz. Keşan’da ise çok sayıda Dobruca ve Güney Bulgaristan’dan gelmiş Türk var. Çoğu benim gibi açık tenli, açık saçlı, renkli gözlü. İnsan psikolojisine özgüdür, kişi kendine benzeyenlerin arasında daha rahat eder. Gümülcine’deki yerli Yunanlar da Türklere çok benzer, ancak onlar sayıca çok az. En iyi anlaştığım Yunanlar da hep Gümülcine’nin ve genel olarak Trakya’nın yerlisi olan Yunanlardan çıkar. İstanbullularla da iyi anlaşırım.

***

Sokak köpekleri sayısı hemen hemen aynı, ancak kedilerde bir artış sezdim. Birçok kedi gördüm. Çoğu da belli ki iyi beslenen, tüyleri parlak ve insanlardan korkmayan kedilerdi.

***

Türkiye’ye her gelişimde halkın nabzını taksicilerin anlattıklarına göre anlarım. Tüm taksiciler aynı şeylerden şikayetçi. Hepsi AKP’den, ekonomiden, ülkenin genel gidişatından dert yandı. Keşan Belediyesi hakkında duymadığım şikayet kalmadı. Bir taksici, Keşan Belediyesi’nin 2019 seçimlerinde AKP’ye geçişinin nasıl son anda olduğu ve Romanların bunda nasıl belirleyici olduklarından bahsetti. İlginçti.

***

Çok fazla doğulu gördüğümü belirtmiştim, bunu bir taksiciye de sordum. Keşan’ın inşaat sektöründeki ani hızlanma ile doğudan işçi göçü aldığını söyledi. Bundan hiç memnun olmadığı gayet belliydi. Ayrıca çok ilginç bir gelişmeden söz etti. Doğulular Keşan’daki Romanlarla karışmaya başlamış. Doğulu-Roman melezi olarak ortaya çıkan bu yeni etnik topluluk hakkında epey dert yandı. Çok ilginç şeyler söyledi. Bu melez etnisitenin kültürel özelliklerinin çok tehlikeli olduğunu söyledi. Kabilecilik zihniyeti, yasalar karşısında tutum, toplumsal yaşama uygun olmayan gelenekler, şiddet ve suç eğilimi gibi özelliklerin tümüne rastlanabileceğini anlatıyordu. Ben de böyle bir melezleşme olduğunu fark eder gibi olmuştum. Güney Asya-Zagros fenotiplerinin karışımı olduğuna kendimden emin bir biçimde bahse girebileceğim birçok insana rastladım. Belli ki taksicinin bahsettiği melez etnisiteyi fark etmişim.

***

Sınava girdiğim ikinci yer bir imam hatip lisesiydi. Adı “Hersekzade Anadolu İmam Hatip Lisesi”. İlk kez bir imam hatip lisesinin içine girme fırsatım oldu. Beklediğim gibiydi. Arapça yazılar her yerdeydi. Bu konuda 14 Mayıs tarihinden önce yorum yapmamayı tercih ediyorum. Ancak şunu söyleyeyim; yorum yapmayacağımı belirtmemden anlaşılacağı gibi epey öfkelendim. İmam Hatip lisesi çok geniş bir alanı kapsıyordu. Şehrin hafif dışında yer alıyor, şehrin içinde bu denli büyük bir yapı için yer kalmadığından olsa gerek şehrin dışına inşa etmişler. Kocaman bir bina. Neoklasik mimari taklit edilmiş. Neoklasik mimariye ağır bir zaafım vardır. Öfkem, böyle güzel bir binanın bir imam hatip lisesi olmasının verdiği öfke. Bir taksicinin de söylediği bina birkaç yıl önce inşa edilmiş. Keşan’daki tek imam-hatip lisesiymiş.

***

Keşan’da kaldığım sürece her gün üç gazete alıyorum: Sözcü, Korkusuz ve Cumhuriyet. Korkusuz gazetesini yalnızca Can Ataklı’nın köşesi için alıyorum, başka türlü almaya değmeyecek bir gazete. Yakına kadar anti-Semitist bir yazara ev sahipliği yapıyordu. Son zamanların yıldızı parlayan başarılı gazetecilerinden Murat Ağırel’in Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladığını fark ettim. Cumhuriyet gazetesinin kalitesine yakışır bir gazeteci.

***

Otelde vakit buldukça Celal Şengör’ün Cumhuriyet Bilim Teknik’te yayınlanan yazılarından oluşan Aptalı Tanımak adlı kitabını okuyorum. Birçok siyasi ve toplumsal konuda benim düşüncelerimin tıpatıp aynılarına rastladım. Celal Şengör müthiş bir insan. Tam bir seçkin, aydın ve entelektüel. Ayrıca abartmadan ve samimi olarak söylüyorum, Celal Şengör, Türkiye’nin en açık sözlü ve en kaliteli aydını. Ülkede gerçekten aydın diyebileceğim birkaç kişiden biri. Herhangi bir ideolojiye iman eden kişilere aydın diyemiyorum. Marx’ın tezlerini körcesine kabul eden biri, biri grubun parçası olabilen biri, görüşleri başkalarıyla aynı olan biri benim gözümde aydın değildir. Tartışmalı bir söylem olacak ama bence solcudan aydın olmaz. Sağcıdan da olmaz. Dinli, imanlı insandan zaten olmaz, düşünmesi bile abesle iştigaldir. Celal Şengör, görüşlerinin çoğuna katılabildiğim muhtemelen dünya üzerindeki tek aydın. Katılmadığım yalnızca birkaç nokta var. Bunlardan biri de Fransız Devrimi ve Jean-Jacques Rousseau hakkındaki görüşleri. Bu görüşüne gayet açık bir şekilde kesinlikle katılmadığımı söyleyebilirim. Marksizm hakkında fikirlerine, eskinden bir süreliğine Marksist olmak gibi bir hata yapmış biri olarak harfiyen katılıyorum. Popülist ve kestirip atıcı bir cümleyle söylemek gerekirse, Marksizm zırvadır.

***

Keşan’da yaptığım gözlemler bu kez bunlardı. Birkaç günde tanık olduklarımı, gözlemlediklerimi, gördüklerimi, dinlediklerimi şöyle kısaca bir özetleyeyim dedim. İyi de etmişim.

C.H.

1 Comment

  1. Yani… Hemen her konuya bilinçli bir şekilde değinen, bakıp da göremediğimiz şeylere ışık tutan, zevkle okunan bir yazılar dizisi…

Yanıt Yaz

Your email address will not be published.