Güzel bir fabl vardır, şu kedinin boynuna zil takmak isteyen farelerle ilgili olan fabl… La Fontaine’in aktardığı fabllardan biri, o da Ezop’tan aktarıyor, sanırım. Fareler kentindeki tüm fareler huzur içinde yaşıyorlarmış. Öyle derken bir gün kedinin biri bu kente dadanmış. Fareler korkudan yuvalarından çıkamaz olmuşlar. Günlerce çıkamamışlar. Sonunda bunun böyle gitmeyeceğinin farkına varmışlar. Toplanmışlar “bu beladan nasıl kurtuluruz?” diye fikir alışverişi yapmaya başlamışlar. Farelerden biri “kedinin yaklaştığını anlamanın bir yolunu bulmanın gerektiğini” söylemiş. Bunun nasıl olacağına dair birçok fikir ortaya atmış fareler, ancak hiçbiri kabul görmemiş. Genç farelerden biri çözüm yolunu bulmuş, “Çok basit bir planım var ve bu bizi kesinlikle bu beladan kurtaracak. Kedinin boynuna bir zil takalım. Zil sesini duyduğumuzda kedinin yaklaştığını anlar ve kaçıp saklanırız.” Bu planı duyan fareler çok sevinmiş, kutlama yapmaya başlamışlar hemen. Fakat yaşlı bir fare ayağa kalkmış ve bütün farelere seslenmiş: “Dostumuzun planı çok güzel. Ama size bir sorum var: Kediye zili kim takacak?”
Bu fablı hatırlayınca aklıma Nasreddin Hoca ve fil hikâyesi geldi birden. Fabldaki yaşlı farenin sorduğu soru “kimin öne çıkacağı” ile ilgiliydi. Nasreddin Hoca ile fil hikâyesi de öne çıkanın başına geleni anlatıyor.
Timur, Nasreddin Hoca’nın köyüne bir fil hediye etmiş. Köylüler de ne yapsınlar, kabul etmek zorundalar. Köylüler fili zar zor besliyorlarmış. Köylüye mahsul kalmıyormuş. Köylüler filden kurtulmaya karar vermişler. Timur’la arası iyi olan Nasreddin Hoca’ya durumu anlatıp Timur’dan fili geri almasını rica etmesini istemişler. Nasreddin Hoca kabul etmiş, ama bir şart koşmuş. “Ben önden gideceğim, siz de arkamdan geleceksiniz. Timur’un huzuruna beraber çıkacağız. Sizin adınıza Timur’dan fili geri almasını rica edeceğim.” Köylüler kabul etmişler. Birlikte yola koyulmuşlar ancak Timur’un otağına yaklaştıkça köylüler birer birer eksiliyorlarmış. Nasreddin Hoca otağa varmış. Arkasına bakıp kimsenin kalmadığını fark etmiş. Timur’un huzuruna tek başına çıkmış. Timur, Hoca’ya dileğinin ne olduğunu sormuş. Nasreddin Hoca şöyle demiş: “Efendimiz! Köylüler sizin onlara armağan ettiğiniz filden çok hoşnut kaldılar. Sizden kendilerine bir fil daha armağan etmenizi rica ediyorlar.”
Fabl devam etseydi, mesela yaşlı farenin sorusundan sonra farelerden biri öne çıkıp “zili ben takarım” deseydi, Nasreddin Hoca gibi şart koşsaydı, “Benimle birlikte başkaları da gelecek” deseydi ve geleceğini söyleyenler sonra kaçsaydı, zili yine de kedinin boynuna takar mıydı? Ya da takmalı mıydı?
Yaşlı fare kimin öncü olacağını soruyor. Nasreddin Hoca ise öncü oluyor ama arkasında gibi görünenler sonradan onu yalnız bırakıyorlar. Bu fabl ve Nasreddin Hoca’nın hikâyesinden sonra birkaç soru sormak gerek. Kediye zili kim takacak? Kediye zili takmalı mı? İkinci fil gerekli mi?
C.H.
İlk olarak 11 Mayıs 2021 tarihinde Alepu’da yayınlandı.