“İstanbul’daki Küçük Suriye”

/

Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin Suriyeliler olduğu artık nihayet dillendirilir oldu. Ancak biraz geç kalınmış gibi…

Suriyeliler artık ülkenin gündeminden düşmüyor. Düşmemesinde de yarar var. Sanki ülkede yeterince cehalet ve yobazlık sorunu yokmuş gibi buna ek olarak 9 milyon ithal Ortadoğulu Arap müslümanın bulunması Türk halkı için gerçekten çok büyük bir sorun…

Suriyeliler konusunu sürekli gündemde tutmak bu konuda değişimlere yol açacağı için çok önemli. O yüzden yaşamsal öneme sahip olan bu konuyu sürekli dillendirmeliyiz.

“KÜÇÜK SURİYE”

Şimdi değineceğim konuysa, devletin resmi medya organının İstanbul’un tarihsel kalbi olan Fatih’i “Küçük Suriye” olarak tanıtması rezaleti… İnanılır gibi değil ama gerçek. Evet, gerçekten 25 Mart 2022 tarihinde TRT World’un (İngilizce yayın yapan TRT kanalı) YouTube kanalında yayınlanan bir videoda, kendisi de Arap olan bir sunucu İstanbul’a “Küçük Suriye” diyor.

“BURASI SURİYE’YE BENZİYOR, CENNET GİBİ”

Başlığı “İstanbul’un Küçük Suriye’sinde 30$ Nasıl Harcanır?” şeklinde olan söz konusu video “İstanbul’un yemek kültürüyle” ilgili… İstanbul’un Fatih ilçesinde adeta Suriyeliler tarafından sessizce işgal edilmiş bir yerde çekilen videoda sunucu Ashfaaq “İstanbul’da en sevdiği yeri” tanıtıyor. “Hemen Fatih Camii’nin arkasında olan bu yer Küçük Suriye gibi” diyor. “Burası adeta cennet gibi…”

Videoda görülen dükkânların, işletmelerin neredeyse hepsi Suriyelilere ait… Her yerde Arapça tabelalar var. Sokaktan geçen insanların arasında hemen hemen Türk yok gibi… Gerçi varsa bile Suriyelilerden pek farklı olmayan kişiler olsa gerek… Hatta Türk’ü geçtim, başka bir halktan insan yok; hepsi Ortadoğulu… Sokaktan geçen herkes ama herkes Arap, herkes ama herkes Suriyeli…

Dünyaya Türkiye’yi tanıtan, en azından bunu layıkıyla yapması gereken TRT World adeta bu videoda baştan sona Arap propagandası yapıyor. Video da İngilizce olmasına rağmen özellikle Araplara hitap ediyor, fazlasıyla yokmuş gibi İstanbul’a daha fazla Arap çağırıyor.

HER YERDE ARAPLAR VE ARAPÇA

Arapçanın kaba seslerinden başka bir dilin sesi duyulmuyor. Bir tek sunucu İngilizce konuşuyor. Arap sunucu, Arapça tabelalar, Arapça gürültüler, sokaktan geçen yüzlerce Arap, arkada Arap müziği bir de üstüne son ses Arapça ezan… Yerde Arapça, yukarıda Arapça, sağda Arapça, solda Arapça… Her yerde, her köşede Arap ve Arapça…

Sunucu Arapça tabelalı dükkânlardan birine yaklaşıyor ve dükkânın önündeki tezgahta duran tatlı mıdır nedir, bir şeyi alıyor ve “bu, buradaki pek çok şey gibi Araplar için yapılmış” diyor, hem de bunu “Arab” derken İngilizce konuşmasına rağmen kelimeyi ayın çatlatarak telaffuz ediyor.

Sunucu ayrıca Türkiye’de yapılan ve Türkçe adları da olan tatlıların adlarını kasıtlı olarak ya da Arap olduğu için Türkçesini bilmediğinden Arapça söylüyor. Muhallebi tatlısına ağır Arapça aksanıyla “muhallabiyya” diyor. Künefeye “kanâfa” diyor. Hatta döneri bile Arap yemeğiymiş gibi tanıtıyor.

Sık sık oranın “Suriye’den farksız olduğunu” sanki anlaşılmıyormuş gibi her yerde Arapların olduğunu söylüyor.

“NE ŞAM’IN ŞEKERİ…”

Her yerde her köşede Araplar ve Arapça var… Her yerde Arap tatlıları var… Arap, Arap ve daha fazla Arap… Anlayacağınız, sunucunun “Küçük Suriye” diye dünyaya tanıttığı Fatih’in her köşesinde artık “Şam’ın şekeri” var.

Videoda dikkatimi çeken şeylerden biri de nerede ne kadar kara çarşaflı, şalvarlı, cübbeli, takkeli, falan filan varsa mutlaka kadraja alınmış hatta bazen zoom yapılmış. Bakın türbanlı demiyorum, söz konusu videoda başı açık kadına ve sakalsız erkeğe rastlamak zaten mümkün değil.

Söyleyeceğim şu ki, atalarımızın güzel bir sözü vardır, “Ne Şam’ın şekeri…” diye başlar.

TÜRKİYE’NİN ONLARCA SORUNU VAR

Türkiye’nin Suriyeliler dışında da bir sürü sorunu var. Zaten yirmi yıldır süren mâlum sorun diğer bütün sorunların en büyük tetikleyicisi… Cehalet sorunu, yobazlık sorunu, bunlara bağlı olarak tarikat sorunu, terör sorunu, Kürt sorunu, Kürt sorunu gibi bir takım etno-kültürel sorunlar, organize suç sorunu ve daha onlarcası… Türkiye’nin yeterince hatta fazlasıyla sorunu var. Bunlar sanki yetmezmiş gibi bir de Suriyeliler var.

Suriyeliler konusu Türkiye’nin başına gelmiş olan en büyük felaketlerden biridir. Felaketlerden pek kurtulamayan (ne yazık ki) ülkenin geleceği bu Suriyeli sorununun çözümüyle yakından ilişkilidir. Bu sorun yakın zamanda çözülmediği takdirde hepimizi çok zorlu bir gelecek bekliyor olacaktır.

Bu yazı ilk olarak 26 Mart 2022 tarihinde Kiryallinen’de yayınlandı.

Yanıt Yaz

Your email address will not be published.