Cumacılar ve Pazarcılar

//

İki kutuplu bir halk olduğumuz gerçeğini kabul etmemiz gerek. Türk milleti, neredeyse her konuda ikiye bölünür. Bunun en iyi örneği son yirmi yılda arşa çıkan seküler-muhafazakar ikiliği.

Bir zamanlar Batı Trakya Türkleri, muhtemelen yakın gelecekte oldukça saçma bulunacak bir nedenden ötürü ikiye bölünmüştü: Okulların haftasonu tatili Cuma ve Cumartesi günleri mi olsun, yoksa uygar dünyada olduğu gibi Cumartesi ve Pazar günleri mi?

Kimine şimdi bile saçma gelebilir ama pek de öyle değil.

Cuma günü, bildiğiniz üzere, İslam dinine göre haftanın en önemli günü. Pazar günü ise hristiyanlar için önemlidir. Cumartesi yani Şabat günü Yahudilik’te kutsaldır.

Cuma günü okulların tatil olmasını isteyenler elbette dindarlar. Tatilin Pazar günü olmasını savunanlar ise Atatürk ilke ve devrimlerini benimsemiş biz laik Türkler.

Bu “Cumacı-Pazarcı” tartışmasının gerçekleştiği yılların gazete manşetlerine şöyle bir göz atma şansınız olursa, bu tartışmanın oldukça uzun süreli ve ciddi bir tartışma olduğunu anlayacaksınız.

Seküler kesimde “Cumacı” terimi tüm muhafazakar/gerici kesim için kullanılan bir euphemism (örtmece ifadesi) halini aldı. “Bırak şu Cumacıları!”

Türkiye’de laiklik-muhafazakarlık düalitesi, türban, Türkçe ezan, Ayasofya gibi semboller üzerinden tezahür etti. Muhafazakar kesimin sembolleri bunlardı. Necip Fazıl Kısakürek, Emine Yüksel Şenler ve Necmettin Erbakan gibi önde gelen mürteciler, irtica propagandasını bu semboller üzerinden gerçekleştirdiler.

Batı Trakya’daki irticanın sembolü ise Cuma günüydü, Cuma günü ısrarıydı.

Batı Trakya’nın kimi muhafazakar köylerinde Cumacıların ayrı, Pazarcıların ayrı ilkokulu vardı. Gümülcine yakınlarındaki Kalfa köyü bunlardan biriydi.

Yıllar geçti, sonuç olarak mürtecilerin Cuma ısrarı tarihe karıştı. Ama nasıl? Haftasonu tatilinin Cumartesi ve Pazar günlerinde olduğu okullarda Cuma günleri için farklı bir uygulamaya gidildi. Cuma günleri, Cuma namazı vaktinden önce dersler sona ermeye başladı.

Bugün bile bütün Türk okullarında durum böyle.

Cuma günleri derslerin namaz vaktinden önce bitmesiyle, Cumacıların çocukları artık normal okullara entegre oldu. Cumacılar artık gönül rahatlığıyla çocuklarını normal okullara gönderiyorlardı.

Cumacıların çocuklarının daha düzgün bir eğitim alması sağlanmış oldu. Ama bunun bedeli ağırdı. İrticaya taviz verilmişti.

Ben tüm öğrenimimi Türk okullarında tamamladım. İrticaya verilen bir taviz olduğunu düşündükçe Cuma günü derslerin erken bitme uygulamasını rahatsız edici bulurdum. Her zaman irticaya dimdik karşı duran ben söz konusu okuldan daha erken çıkmak olunca sesimi çıkarmadım. Okuldan daha erken kurtulmak işime geliyordu. Haksız değildim ama irticaya verilen bir tavize göz yummuş oldum. Biraz da özeleştiri…

Ağustos 2023 itibariyle, Türkiye’de okulların Pazar günü yerine Cuma günleri tatil olacağı söyleniyor. Bu gerçekleşirse, Türkiye’nin “Cumacıları” yeni bir zafer elde etmiş, biraz daha ileri gitmiş olacaklar. İrticanın elde ettiği yeni bir zafer…

Yeni Türkiye, Atatürk’ün kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti’nden, Atatürk ilke ve devrimlerinden günden güne uzaklaşıyor. 1950’den beri, kesintili bir karşıdevrim süreci devam ediyor. İrticaya karşı her gün taviz veriliyor, verilen bütün tavizlere göz yumuluyor. Taviz verenler kınanmıyor, dışlanmıyor.

Önümüzdeki beş yıllık dönemde acaba daha neler olacak… Bakalım Cumacılar neler yapacak? Yine nasıl taviz verilecek?

Yanıt Yaz

Your email address will not be published.